“Ahmet’çim biraz daha yumuşak yazmanı rica ediyorum. Hükümete yakın durmamız gerekiyor. Zira bir maden ihalesi almak üzereyim…”

Ahmet Sungur – Saray Gazetesi
saray manset
Neden burada yazıyoruz?
Tam yazımı yazmaya başlayacaktım, telefonum çaldı. Gazetenin patronu Alper Karahan, biliyorsunuz. Patron işte, klasik. “Ahmet’çim biraz daha yumuşak yazmanı rica ediyorum. Hükümete yakın durmamız gerekiyor. Zira bir maden ihalesi almak üzereyim,” demesin mi…
*
Neyse, çok umursamadım. Ama patronu da dinlememek olmazdı. O kadar dikkat etmeme rağmen yazımda bazı bölümleri sansürlemek istediğini söyledi yazıyı okuduktan sonra. E bozuluyor insan haliyle… “O zaman yayınlama” dedim ben de!
*
Sonra işte bu yazıyı kaleme almaya başladım. Hem zaten üç kuruş paraya çalışıyoruz, bu devirde 9 bin lira maaş kime yeter? Değil mi? Alper’den en kısa zamanda maaşıma 3-4 bin lira zam yapmasını isteyeceğim. Koskoca holdingin sahibi; Karahan Holding bu, boru değil!
*
Sıkıysa yapmasın. Bütün kirli işlerini biliyorum. Siyasi ilişkileri kullanarak devletten ne kadar para tokatladı, bir bilseniz… İşadamları birleşip bu gazete için “havuz” falan oluşturdu. Öyle fonlanıyor bu gazete, duymuşsunuzdur herhalde.
*
Orada burada “ilginç” adamlarla görüşüp duruyor zaten. Gazetede yapacağı yalan-yanlış, yönlendirme haberler için birilerinden mamalandığı da ayyuka çıkmış vaziyette… Hayır yapmasın demiyorum, bizi de görsün en azından. Haksız mıyım?
*
Hiç bakmayın öyle… Yok mu böyle yaratıklar? Yıllardır yukarıda anlatılan biçimde yaşıyorlar. Her şey değişiyor hayatta… Yıllar geçiyor, zaman geçiyor. Hükümetler değişiyor. İklimler değişiyor, iklimler! Bu gezegenin yörüngesi yerinden oynuyor mesela… Bu herifler hiç değişmiyor.
*
Biri kamunun kaynaklarını tokatlıyor, öteki kara parayı aklıyor çıkarttığı tuvalet kağıdı kıvamındaki gazetelerde… Bir diğeri o gazetede yazıyor utanmadan. Utanmadan, sıkılmadan eften püften şeylerle kafa ütülüyor… Yalakalıkla, yalanla, yönlendirmeyle yaşıyorlar.
*
Trakya’nın en güzel abileri arayıp “Saray gazetesinde yazar mısın” dediklerinde, tereddütsüzce “elbette” diye karşılık vermem bundandı işte. Derdimiz yok, tasamız yok. Para, pul, mülkiyet, kademe, ego hallerimiz hiç yok.
*
Ne mi var? Mesela epey vicdan, epey heyecan var. Çünkü böyle gazetelerde sadece gerçekler yazar.