Kaçacak hiçbir yer kalmayınca biz neyi özleyeceğiz? Eski birer anıya dönüşmüş olan geçmişi mi özleyeceğiz? Yolunu yapa yapa geliyor İstanbul denen karabasan… Yaşadığın topraklarda, “Saraysız Saraylı” olmamak için mücadele etmeye var mısın?

saray manset
Ahmet Sungur – Saray Gazetesi 

Saraysız Saraylılar
Biz İstanbul’da yaşayan Saraylılar bazen çok özleriz. Neyi mi özleriz? Bakın ben size anlatayım. Yağmurdan sonraki toprak kokusunu özleriz mesela. Bu şehirde her yer betondur çünkü. Toprak kokmaz yağmurdan sonra. Onu özleriz.
*
Bu şehrin en zengin adamı, herkesten köşe bucak kaçırdığı malikanesinde havuza girer. Biz Saray’ın balta girmemiş orman derelerinde, halka açık denizlerinde yüzeriz ya… İşte bunu o kadar çok özleriz ki bazen…
*
İstanbul’un en kıdemlisi olan bir vali, bir bakan bu şehrin trafiğine yenik düşer kimi zaman. Bir yerden bir yere gitmek için terör estirilir. Yollar korumalarca açılmaya çalışılır. Böyle zamanlarda Saray’ın ıssızlığını özleriz mesela…
*
Yedi tepeli şehirde sağlığına en düşkün kişi, organik şeyler yiyebilmek için kılı kırk yarmak zorundadır. Böyle koşullarda memleketin bahçeden yeni koparılmış domatesinin kokusunu, hormonsuz biberin acısını özleriz biz.
*
Bu şehrin en lüks lokantalarında en leziz yemeklerini yediğini sanan adamlar vardır. Onların bu haline baktıkça Saray’da yenen etin, balığın tadı gelir aklımıza. Yeni toplanmış mantar… Folluktaki sıcak yumurta… İnekten henüz sağılmış süt…
*
Havasını özleriz Saray’ın, havasını! Kükürtlü dumanlar yükselirken İstanbul’un üstünde, memlekette oksijen deposu olan gökyüzü gelir aklımıza aniden… Daha neleri neleri özleriz biz burada, bir bilseniz. Ve her özlediğimizde de Saray’a kaçarız.
*
Bütün bunları neden anlatıyorum? Üçüncü köprüden, Avrupa’ya uzanacak olan yol Saray’ı teğet geçmeyecek. İstanbul’un işgaliyle karşı karşıyasın ey hemşehri… Anlattıklarımla yüzleşmeye, elindeki cenneti kaybetmeye hazır mısın?
*
Bütün bunları kaybettiğinde… Yani her yer rant için imara açıldığında… Her taraftan betonlar yükseldiğinde… Ormanlar, orağın ucundaki başak gibi biçildiğinde… Dereler kuruduğunda… Deniz çöplüğe döndüğünde… Sen nereye kaçacaksın?
*
Kaçacak hiçbir yer kalmayınca biz neyi özleyeceğiz? Eski birer anıya dönüşmüş olan geçmişi mi özleyeceğiz? Yolunu yapa yapa geliyor İstanbul denen karabasan… Yaşadığın topraklarda, “Saraysız Saraylı” olmamak için mücadele etmeye var mısın?