Orman Kanunu’nda yapılması planlanan değişiklik, orman alanlarının ‘ranta açılacağı’ yönündeki tartışmaları da beraberinde getirdi.

Hürriyet’ten Aysel Alp’in haberine göre kanundaki değişiklik tasarısı Meclis Tarım ve Orman Komisyonu’nda görüşüldü. Tasarı, ormanın altına her türlü depo yapımına ve 29 yıl süreyle kullanımına olanak tanıyor. Ormandaki balık üretim tesislerine de aynı süre uygulanacak. Göl, baraj ve deniz yüzeyinde yapılan balık üretimi için karada yapılması mecburi tesisler de ormana kurulabilecek.
Tartışmalı madde
AKP’li vekillerin ‘son dakika’ değişikliğiyle kanunun 18’inci maddesinde köklü değişikliğe gidiliyor.
Buna göre söz konusu madde şöyle olacak: “Devlet ormanlarında arkeolojik kazı ve restorasyon yapılmasına ve bu alanların kullanımına, tarihi eserlerin restorasyonu ve korunması için gerekli tesislere, odun kömürü, terebentin, katran, sakız gibi işletilmesinde ağaç kullanılan ocakların açılmasına, balık üretmek üzere tesis kurulmasına ve göl, baraj ve deniz yüzeyinde yapılan balık üretimi için karada yapılması mecburi tesislere ve yer altında depolama alanı kurulmasına Orman Genel Müdürlüğü’nce bedeli alınarak 29 yıla kadar izin verilebilir. Bu sürenin sonunda her türlü bina ve tesis eksiksiz ve bedelsiz olarak orman genel müdürlüğü tasarrufuna geçer. Orman Genel Müdürlüğü bu bina ve tesisleri kendi ihtiyaçları için kullanabilir veya kiraya verilmek suretiyle değerlendirilebilir.”
‘Orman olmayıp öyle gözüken alanlara…’
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, ormanları koruyarak halkın mağduriyetinin giderilmesini istediklerini söyledi.
Ormanların ‘takas yöntemi’yle Hazine’ye devredilecek olmasına değinen bakan, Milli Emlak’tan da verilen arazinin iki katı kadar kendilerine yer tahsisi yapılacağını, bu alanların ormana çevrileceğini ifade etti.
Eroğlu şunları söyledi: “Mesele bu. Devletten devlete. Yani gerçekten ormanların kaybolması değil, bilakis orman gözüküp de orman olmayan belediyelik olan, üzerinde yerleşim olan yerler yerine biz onun en az iki katı Maliye’den yer alıyoruz, orayı orman haline getiriyoruz.”
Eroğlu, toplantı çıkışında gazetecilerin “Balık tesisinden neyi anlamak gerekir, bu düzenlemeyle ne yapılacak?” sorusuna“Kanun çıkınca anlarsınız” yanıtını verdi.
‘Ağaç ölümleri olabilir’
Ancak Orman Mühendisleri Odası Başkanı Ali Küçükaydın, tasarıdaki değişiklikleri eleştirdi.
Tasarıdaki hükümlerin anayasaya aykırı olduğunu, ormanın sürekli arsa ofisi haline getirildiğini, yerleşime, imara ve ranta açıldığını ifade den Küçükaydın, “Ormanlar parçalanmakta, biyolojik çeşitlilik yok edilmekte, yaban hayatının yaşam ortamları kaybedilmektedir. Ormanların altına depo yapılması nedeniyle zaman içinde kitlesel ağaç ölümleri yaşanabilir” dedi.
‘İçme suyu kirlenecek’
AKP’nin getirdiği tasarıya, CHP tepki gösterdi.  CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır şöyle konuştu: “Kanunun 18’inci maddesinde baraj havzalarında hiçbir surette fabrika, taş, kum, kömür, kireç, katran, terebentin ocağı açılmasına izin verilmeyeceği hükmü yer alıyor. Örneğin İstanbul’a su sağlayan Ömerli Barajı, İzmir Tahtalı baraj havzasında koruma alanları vardır. Buralarda tarımsal faaliyet bile sınırlıdır. Oysa tasarıyla baraj havzalarında bunların tamamının yapılabilmesinin dolayısıyla içme ve tarımsal suların kirlenmesinin önü açılıyor. Ormana yer altı deposu kurulmasına izin verilirken bunların ne olduğu tanımlanmıyor. Tıbbi, nükleer, kimyasal atık, patlayıcı madde depolanması gibi risk taşıyan, büyük felaketlere neden olacak depolamanın önü açılıyor. Bakan, buraların karşılığında en az iki katı kadar hazineden yer tahsis edip ağaç dikeceklerini söylüyor ama o alanlar da konut, yerleşim yerine dönüşecek. Orman ekosistemi bozulacak.”
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın görüşü şöyle: “Depolama alanlarının ormanların içerisinde yapılması ormanların yok edilmesi demektir. İleride karşımıza dikili ağaç kesimi ve makilik alanların orman dışına itilmesi de gelecektir. Bunları üst üste koyduğumuzda, hepsi birbirini tamamlayan biyoçeşitliliğimizi, orman varlığımızı, orman niteliklerimizi görmezden gelerek aslında orman alanları üzerinde yeni rant, yeni ticaret kaynaklarının ortaya çıkması anlamına geliyor. Buna bütünüyle karşıyız.”