Emeğiyle, aklıyla ve boyun eğmeyişiyle dünyayı güzelleştiren kadınların                                                               8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun..

Uzayda bir martı..
Bir yandan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde ne yazayım diye düşünüyorum, bir yandan da gündemde ne var ne yok haber portallarından takip ediyorum. Tam o sırada gözüme şöyle bir haber ilişti: “Erdoğan: Onların uzaylara giden şusu busu olabilir olsun be bizim Allah’ımız var.
İşte bu reis dedim, sağ olasın! sayende Emekçi Kadınlar Gününde ne yazacağımı buldum.
***
Valentina Tereşkova, 6 Mart 1937’de Sovyetler Birliğinde dünyaya gözlerini açıyor. Annesi tekstil fabrikasında bir işçi, babası ise çiftçi. Valentina sıradan bir yurttaş, bir işçi çocuğu. Sekiz yıllık okul hayatının ardından okula devam etmeyerek çalışmaya başlıyor. Bir yandan da dışarıdan derslere devam ediyor. 24 yaşına geldiğinde ise pamuk eğirme sertifikasına sahip bir uzman oluyor. 22 yaşındayken, 21 Mayıs 1959’da Yaroslavl’da bir havacılık kulübüyle paraşütle ilk atlayışını gerçekleştiriyor. Ardından Tekstil Fabrikası İşçileri Paraşüt Kulübü’nü kurarak, hayallerini diğer işçi arkadaşlarıyla paylaşıyor.  Sosyalizmin kadınlara sağladığı eşitlik ve özgürlük ortamı Valentina’nın hayallerini o kadar büyütüyor ki,  26 yaşına geldiğinde hayalinin adı ‘Vostok’ oluyor. Vostak ne mi? Kocaman bir uzay gemisi. Valentina’nın pamuk eğiren elleri artık uzay gemisinin kumandasında geziniyor. Orası kendisi için ayrı bir dünya ve orada kendine başka bir isim buluyor: Martı. Ama bu gördüğümüzde denizin kokusunu hatırlatan martılardan değil, uzayı keşfetmek için yola koyulan bir martı bu. Bu güzelim Martı 16 Haziran 1963 günü 12.30 itibariyle uzaya çıkan ilk kadın oluyor. Uzayda kaldığı 70.8 saat içerisinde dünyanın etrafında tam 48 kez tur atan Martımız, Dünya’nın yörüngesinden insanlığa şöyle sesleniyor: ‘Ufku gördüm. Açık mavi, güzel bir şerit. İşte bu dünya. Ne kadar da güzel!’
***
Elli beş yıl önce bir işçi kadın Dünya’nın yörüngesinden Nazım Hikmet’in ifadesiyle ‘Büyük İnsanlığa’ seslendi. 1917’deki eşitlik, özgürlük ve barış mücadelesini zafere taşıyan devrimcilerin hayali, 1963’te bir işçi kadının hayalini gerçek yaptı. Tıpkı 1923’de yola çıkan devrimcilerin hayali, ilk kadın gazeteci Suat Derviş’in, ilk kadın pilot Sabiha Gökçen’in ve ilk kadın doktor Aysima Altınok’un hayalini gerçek yapması gibi.
***
1917’in üzerinden 101, 1923’ün üzerinden ise 95 yıl geçti. 55 yıl önce uzaya ilk kadını gönderen topraklarda bugün kadınlar cinsel obje olarak anılmanın ötesine neredeyse geçemiyor. Bundan 84 yıl önce bu topraklarda seçme ve seçilme hakkı elde eden kadınlar bugün şiddete uğruyor ve her 4 saatte 1 kadına tecavüz ediliyor. Ayrımcılık ve aşağılamaya maruz kalan kadınların cinayet zanlıları takım elbiseyi üzerine çektiğinde “iyi hal” indirimleri alıyor, çocuk yaşta evliliklere yasal kılıflar bulunuyor.
***
Büyük insanlık, bugün en çok da kadınları tehdit eden bu karanlığın içinde çıkışını arıyor. Bu çıkışı arayan kadınlar ve erkekler 1917’de ve 1923’te güzel geleceklerini el birliğiyle kurdular. Bugün daha iyisini kurmak bu ülkenin aydınlık yüzlü kadınlarının ve erkeklerinin boynunun borcudur.