Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesinde üretim faaliyetlerini sürdüren Bony Çorap Fabrikası TBMM’nin gündeminde yer aldı. HDP Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu soru önergesi vererek Bony Çorap Fabrikasını da ilgilendiren soruları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Mehmet Müezzinoğlu’na cevaplandırması için yöneltti. Çerkezköy’deki Bony Çorap Fabrikasında 7 yıldır çorap örgü operatörü olarak çalışan Hakan Gürses’in, işçi sağlığı ve iş güvenliği kurulu seçimlerinde en çok oyu alarak baş temsilci görevine gelmesinin ardından işten tazminatsız olarak çıkarılmasının toplumun her kesimden tepkiler çığ gibi büyüme devam ediyor.

İŞTE O SORU ÖNERGESİ
HDP Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu’nun soru önergesinde şu ifadeler yer aldı: “Batis Sendikası üyesi olarak Tekirdağ Çerkezköy’deki Bony Çorap Fabrikasında 7 yıldır çorap örgü operatörü olarak çalışan Hakan Gürses’in, işçi sağlığı ve iş güvenliği kurulu seçimlerinde en çok oyu alarak baş temsilci görevine gelmesinin ardından işten tazminatsız olarak çıkartıldığı bilgisi tarafıma iletilmiştir. Hakan Gürses, haklarının ödenmesi için yapılan girişimlere patron olumlu cevap vermeyince  26 Nisan 2017 tarihinde sendikasıyla birlikte fabrikanın önünde bir açıklama yaparak işe iade edilmesini, işyerinde iş güvenliği önlemlerinin alınmasını ve her türlü hak ihlalinin son bulmasını talep etmiştir.”
“TEHDİT MESAJI GÖNDERİLMİŞTİR”
“Ne var ki işçilerin fabrika patronlar hakkındaki iddiaları vahimdir ve  Türkiye’de çalışma yaşamının işçiler aleyhine ne denli hukuksuzlaştığını ortaya koymaktadır. Bony Çorap Fabrikası işçilerinin iddialarına göre: “Bony patronu sendikanın ve işçinin haklı taleplerini görmezden gelerek önce sendika çalışanlarını ve hak isteyen işçisini fabrikadan uzaklaştırmaya çalışmış, fabrika binasına branda gererek diğer işçilerle görüşülmesini engellemiş, baskı uygulayarak, hakaret ederek, üzerlerine araba sürerek onları yıldırarak mücadeleyi bırakmaya zorlamış, sendikanın telefonuna tehdit mesajı gönderilmiştir.” Bu konu basına da yansımış, işçiler bu hususta Çerkezköy savcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. Fakat ne var ki, eylemleri sırasında yaptıkları konuşmalar sebebiyle birkaç defa gözaltına alınan ve karakolda ifade verenler yine işçiler olmuştur.”
EYLEMLERDEN BAHSEDİLDİ
“İşçiler, Bony Çorap’ın üretim yaptığı  PULL AND BEAR, KATIA gibi uluslararası markalara uluslararası sözleşmelerden ve Anayasadan doğan haklar çerçevesinde sorumluluk almalarını talep eden bilgilendirmeler yapmalarına rağmen bu girişimlerinden de sonuç alamamış, bunun üzerine işçiler, direnişlerinin 18. günü olan 13 Mayıs 2017 tarihinde Kadıköy Carrefoursa mağazasına giderek Bony Çorap patronundan olan işçilik alacaklarına  mahsuben, kendi ürettikleri çoraplardan alarak, Carrefoursa-Bony Çorap ilişkisini teşhir etmişlerdir. Ardından direnişin 21. günü olan 16 Mayıs 2017’de Ankara’da üniversite öğrencileri de Marks&Spencer mağazası önünde bir açıklama yaparak Bony Çorap işçilerinin taleplerinin karşılanmasını istemişlerdir.”
“İŞYERİNİN ÖNÜNE 100 METRE YAKLAŞMAMA CEZASI”
“Bu iki eylemden sonra 18 Mayıs 2017 günü sendika temsilcisi ve Hakan Gürses ile eylemlere destek veren bir işçi, polis tarafından fabrikanın önünden gözaltına alınmış, yapılan 2 saatlik sorgunun ardından mahkeme hâkimi işçilere “işyerinin önüne 100 metre yaklaşmama cezası” verdiğini açıklamıştır. İşçiler, hakimin “yüz metre fena değil yüz metre ötede mücadelenizi sürdürebilirsiniz diye alaycı bir yaklaşımda bulunarak salondan uzaklaştığını” iddia etmektedirler.”
“PATRONLARIN İKİ DUDAĞI ARASINDA”
“İşçiler ise, 23 Mayıs 2017’de fabrikanın önüne giderek mühendis arkadaşlarının da desteğiyle 100 metre mesafeyi ölçerek 101. metrede mahkemenin kararını protesto etmiş, direnişi Çerkezköy belediye meydanına taşıyarak tüm Çerkezköy halkına anlatmaya karar vermişlerdir. Bu girişimleri neticesinde ise Belediye meydanında yaka paça gözaltına alınmışlar ve eylemleri 2. Defa yasaklanmıştır. Bony Çorap’da çalışan 1000 işçi her an Hakan Gürses’in yaşadıklarını yaşamakla tehdidi altında çalışmaktadır. İşçilerin sendikaya üye olması, iş güvenliğini önemsemesi, ücret eşitsizliğine itiraz etmesi, insanca geçinecek ücret ve insanca çalışacak işyerleri istemesi, fazla çalışmalara itiraz etmesi veya bunlardan herhangi birisi için bir çağrıda talepte bulunması bile kaç yıllık kıdemi olursa olsun bir anda tazminatsız işten atılması için bir gerekçe yapılmaktadır. Ne yazık ki tüm Çerkezköy’de, tüm Trakya’da ve tüm Türkiye’de işçinin iş güvencesi bu şekilde patronların iki dudağı arasındadır. Yasada 2 ayda sonlandırılır, Yargıtay davayı en geç 1 ayda karara bağlar dediği işe iade davalarında bu sürelere uyulmamaktadır. Hakan Gürses’in açtığı işe iade davasında daha duruşma günü bile belirlenmemiştir.”
SORULARA YAZILI CEVAP İSTEMİNDE BULUNDU
1. İşyerlerinde 6331 sayılı yasa gereğince kurulması zorunlu olan işçi sağlığı ve iş güvenliği kurulları kurulmamakta, kurulanlar çoğu zaman kağıt üzerinde tutulmaktadır. Gerçek anlamda işçi sağlığı iş güvenliği mücadelesi veren işçiler işten çıkarılmakta ve örgütlenme olanakları kısıtlanmaktadır. İşçilere sahiplendirilmeyecekse işyerlerinde İSİG’in bir politika olarak uygulanması nasıl sağlanacaktır? Bakanlık bu ihlalleri nasıl denetleyecektir?
2. İşçi sınıfı sorunlarını mücadele hattında görünür kılmaya çalışan bağımsız sendikaların önü kesilmekte, fabrikalarda yapılan her türlü örgütlenme çalışmaları da işten çıkarma tehditleriyle engellenmekte ve işçiler işverenler şiddetine maruz kalmaktadır. Bursa’da İstanbul’da ve Tekirdağ’da BATİS-BAMİS sendikalarına üye olan bütün işçiler işten çıkarılmakta ve örgütlenme çalışması sürekli olarak engellenmektedir. Bağımsız sendikaların önündeki baraj engeli de ILO sözleşmelerine ve anayasaya aykırı olarak sürdürülmektedir. Bunu aşmak için bir çalışma yapılacak mıdır? Bağımsız sendikaların sendikal örgütlenme hakkını güvence altına almak için bir girişiminiz var mı?
3. İşçilerin yapmak istedikleri her türlü basın açıklaması, işyeri önü propaganda çalışmaları, eylem, basın duyurusu, bildiri dağıtımı vs emniyet, kaymakamlık ve mahkemeler tarafından engellenmektedir. En son verilen “işyerine 100 metreden fazla yaklaşmama cezaları” bu hakların kullanılmasının önüne geçilmek için verildiği görülmektedir. İşçiler seslerini nasıl duyuracak, taleplerini nasıl ifade edeceklerdir?
4. İşçilerin şiddete uğradığı bu koşullar altında, örgütlenme hakkı, düşünce açıklama hakkı, iş güvencesi hakkı, iş güvenliğini isteme hakkını Bakanlığınız nasıl güvence altına almayı planlamaktadır.