Safaalan Mahallesi’nde, ortakları arasında Mehmet Cengiz’inde bulunduğu İGA Havalimanı A.Ş.’ye ait granit ocağına karşı verdiği hukuk mücadelesi kazanan Saray Doğayı Koruma Derneği, taş ocağının girişine “Cengiz Gidecek, Istrancalar Yaşayacak” ve “Yağma Yok Istrancalar Bizimdir” pankartları astı.

Perşembe günü İGA Havalimanı A.Ş.’ye ait granit ocağına giden Saray Doğayı Koruma Derneği yöneticileri ve üyeleri, ocağın çevreye verdiği zararı yerinde gördükten sonra, ocağın girişine “Cengiz Gidecek, Istrancalar Yaşayacak” ve “Yağma Yok Istrancalar Bizimdir” pankartları astı.
BU YIKIMA İDARE MAHKEMESİ DUR DEMELİYDİ
Ocağın girişinde bir açıklama yaparak gelinen noktayı değerlendiren ve bundan sonraki süreçte yapılması gerekenleri dile getiren Saray Doğayı Koruma Derneği Başkanı Avukat Mustafa Kurtul Karabulutlar, şunları ifade etti:
“Danıştay’ın Safaalan Mahallesindeki Granit Ocağı hakkında verdiği karardan sonra geç gelen adalet, adalet değildir başlığıyla bir açıklama yapmıştık. Ormanlık alan içinde açılan ocaklar, madenler vb. gibi durumlarda adalet geç geldiğinde ortaya çıkan yıkımı burada görüyoruz. Bu yıkıma ve talana bu noktaya gelmeden önce İdare Mahkemesi dur demeliydi.  Derneğimizin Saray Belediyesi ile birlikte İdare Mahkemesinde yürütmeyi durdurma talebiyle açtığı dava, ivedi yargılama usulüne tabi bu dava idi. Mahkeme bunu gözeterek bir an önce yürütmeyi durdurma kararı vermesi gerekiyordu. Bizim mahkemelerden talebimiz burada kesilen ağaçların geri gelmeyeceğini görerek bize uygulamış oldukları bu ivedi yargılama usulüne tabi kuralları, bu duruma göz önüne alarak karar vermeleri ve hareket etmeleri yönündeydi. İşin birinci kısmı burası.
DOĞAYA TELAFİSİ İMKANSIZ ZARARLAR VERİLDİ
İkinci olarak yürütmeyi durdurma kararı isterken mahkemelerden telafisi imkansız zararlar diye bahsediyoruz buna. Bundan daha örnek bir model olamaz herhalde karşımızdaki. Bir ağacın kesilmesi demek gerçekten telafisi imkansız zararlar doğuruyor. Burada bir ağaç değil binlerce ağaç söz konusu. Bu ağaçlar yıllar boyunca büyüyor, oradaki ekolojik alanı yaratıyor, bir habitat oluşturuyor. Sadece ağaç da değil mevzu, orada canlılar var, dereler geçiyor. Derenin halini gördük, mahvolmuş durumda. Bunlar çok önemli.
İNSANLARIN GEÇİM KAYNAKLARINA SALDIRI VAR
Üçüncü olarak ağaçların kesiminin durdurulması, oradaki tabiatın yok olmaması için uğraşmamız çok önemli. Diğer taraftan bölgede termik santraller, doğal gaz boru hatları, her köyde taş ocağı. Bizim buradaki halkımız ormanlardan kaynaklı mandacılık yapıyor, mantarcılık yapıyor. Aslında ormanlara yapılan saldırı buradaki insanların geçim kaynaklarına da bir saldırı haline geliyor. O köylerdeki vatandaşların üretim araçlarını elinden almış oluyorsun. Buradaki insanlar bir taraftan geçinmeye çalışıyorlar, diğer taraftan şirketler kazanıyor. Burada esasında halka bir saldırı var. Bunu da göz önüne alması gerekiyor. Biz bunu mahkemelerde, dava dilekçelerinde, basın açıklamalarımızda sıklıkla dile getiriyoruz.
BU KARARIN ÖRNEK OLMASI GEREKİYOR
Danıştay’ın bu kararı diğer taş ocakları davalarına örnek olması gerekiyor, aynı pozisyonda çünkü. Çarşamba günü talebimiz doğrultusunda Kavacık Mahallesi’nde Akçansa’nın ve Güngörmez Mahallesinde Alevtaş’ın açmak istediği ocaklarda keşif yapılacak. Keşif sırasında dosyaya verilen kararı mahkemeye sunacağız. Benzerliklerinden bahsedeceğiz, keşif sırasında yürütmeyi durdurma kararının acil bir şekilde verilmesini talep edeceğiz. Benzer kararları biz dosyaya sunmuştuk. Yeni bir karar da değil, benzer kararlar daha önce alındı. Buna rağmen yürütmeyi durdurma kararı verilmiyor. Yetkililerin şöyle bir şeyi var halkın katılım toplantılarında da bunu görüyoruz, yargılama sırasında da bunu görüyoruz. Ne yazık ki Çevre Şehircilik Bakanlığını şirketi savunur halde karşımızda buluyoruz. Bunu da üstün kamu yararı diyerek yapıyorlar. Burada üstün kamu yararı diye bahsedilen şey halkın, Trakya halkının esasında yaşam alanlarını bitirmek mi? Hangisini karşılaştırıyor burada. Sermayenin para kazanması mı? Üstün kamu yararı dediği bir şirketin para kazanması mı? Üstün kamu yararı bu değildir. Orada yaşayan insanların sağlıklı, doğal çevrede yaşayabilmesidir öncelikle.
BU İŞ BURADA BİTMEDİ
Danıştay ÇED gerekli kararı bozdu ama bu iş burada bitmedi. Bu patronların da bu sermaye sahiplerinin de işi bitmez. Doğadan alacağını sonuna kadar alır ve sömürür. Şirketin tekrardan hukuki bir prosedür içerisine gireceğini ve ÇED olumlu kararı almak için başvuracağını düşünüyorum. Hazır ruhsat sahası var, biz bu prosedürü tamamlayalım diyecekler. Bu hava limanını göstermelik açtıklarını düşünüyorum tarihi yetişsin diye. Biz sadece hava limanına karşı değiliz. Hava limanı ile beraber bu Kuzey Ormanlarının Istrancaların yerleşimine açılmasına karşıyız. Orman haritasının bozulmasına karşıyız. Bu sadece Safaalan için de geçerli değil, üç dört tane köye birden saldırdılar bu hava limanı ile beraber. O hatta bulunan. Her tarafı mahvediyorlar. İstanbul’dan başlayıp Edirne’ye kadar.
OCAĞIN REHABİLİTE EDİLMESİ İÇİN BAŞVURUDA BULUNACAĞIZ
Bundan sonra yapılacak şey mücadeleye devam etmek.  Gittik gördük, bir faaliyet yok. Eski haline iadesini talep edeceğiz. Muhtarla da görüştük o gün. Korku ne. Orası İstanbul’dan hafriyat kamyonlarının gelip boşaltacağı alan olarak mı kullanılacak?  Islah çalışmalarından dahi korkar hale geliyorsun. Bundan da nemalanacakları kaygısı içerisindeyiz. Bize düşen yurttaşlar olarak burada yaşayan halk olarak gideceğiz kontrol edeceğiz. Ne yapıyorlar, ne yapmıyorlar diye. Bu işin takipçisi olacağız. Rehabilite edilmesi için başvurumuzu mutlaka yapacağız.”