Eğitim-Sen Tekirdağ Şubesi, 2014-2015 Eğitim ve Öğretim Yılı sene başı değerlendirmesi ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. Eğitim-Sen Tekirdağ Şube Başkanı Kamil Sarı tarafından yapılan basın açıklamasında “Eğitim Sen olarak; hükümet ve MEB`in gerek toplumsal yaşamda, gerekse eğitimde hayata geçirmeye çalıştığı dayatmacı, anti-demokratik ve bilim dışı politika ve uygulamalar karşısında sessiz kalmayacak; demokratik tepkimizi her platformda göstermeye devam edeceğiz” denildi.
eğitim sen
Eğitim-Sen Tekirdağ Şube Başkanı Kamil Sarı, 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı’nın başlayacak olması nedeni ile basın açıklaması yaptı ve şu ifadelere yer verildi;

MUHAFAZAKARLAŞTIRMA UYGULAMALARI DEVAM EDİYOR
“Kamu hizmetlerinin piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda dönüşümünün en önemli basamaklarından biri olan eğitimde yeniden yapılandırma ve muhafazakârlaştırma uygulamaları hem Hükümet hem de MEB tarafından çıkarılan yasa ve yönetmeliklerle devam etmektedir”

YÜZ BİNLERCE ÖĞRENCİ VE VELİ MAĞDUR EDİLDİ
MEB tarafından son dönemde yapılan bazı değişiklikler ve uygulamalarla yüz binlerce öğrenci ve veli mağdur edilmiştir. TEOG sonrasında 40 bin öğrenci zorunlu olarak imam hatiplere, 94 bin öğrenci meslek liselerine kaydedilmiştir. 20 bin öğrencinin ise hiçbir okula kaydı yapılmamıştır. TEOG sonucu liselere yapılan yerleştirmelerde velilere-öğrencilere imam hatip, meslek lisesi, açık lise ve özel okul dayatılmaktadır.

1 MİLYAR LİRA DESTEK VERİLECEĞİ AÇIKLANMIŞTIR
Hükümet 2014-2015 eğitim-öğretim yılında öğrencileri özel okullara yönlendirmek amacıyla ülke genelinde 250 bin öğrenciye, toplamda 1 milyar lira “destek” verileceğini açıklamıştır. Eğitimde özeli teşvik uygulamaları, okul öncesinden üniversite eğitimine kadar dayatılmaktadır. Bu uygulamayla kamu kaynakları özele peşkeş çekilmektedir. Hükümet devlet okullarına bu rakamlardan çok daha azını ayırdığında okullarımızın hizmetli, memur, öğretmen açığı; temizlik ve benzeri giderleri büyük ölçüde karşılanabilecektir.

EĞİTİM DEMOKRATİK, BİLİMSEL VE LAİK TEMELDE OLMALI
Halktan toplanan vergiler, yine halk için harcanmalı, kamu kaynakları özel okullara hiçbir şekilde aktarılmamalıdır. Devlet tarafından herkese eşit koşullarda ve parasız olarak sunulması gereken eğitim aynı zamanda demokratik, bilimsel ve laik temelde olmalıdır.

ÖĞRETMENLER HANGİ OKULDA ÇALIŞACAĞINI BİLMİYOR
4+4+4’ün bir sonucu olarak okullarda norm fazlası eğitimcilerin yaşadığı sorunlar, kentimizde diğer kentlerden daha fazla kendini hissettirmektedir. Okullar açılmış olmasına rağmen birçok öğretmen bu eğitim öğretim döneminde hangi okulda çalışacağını bilmemektedir.

EĞİTİMDE ‘ZORUNLU ROTASYON’ GÜNDEME GETİRİLMEMELİDİR
Torba yasa ile gündeme gelen eğitimde rotasyon tartışmaları ve aday öğretmenlerin sözlü sınav ile kadroya geçirilmek istenmesi, MEB`in okul müdürlerinin ardından, öğretmenlere yönelik olarak da büyük ve kapsamlı bir operasyona hazırlandığını göstermektedir. Eğitimde performans uygulaması fiilen başlatılmış, siyasi kadrolaşma girişimleri okul müdürlerinden başlayarak yukarıdan aşağıya doğru adım adım uygulanmaya çalışılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimde “zorunlu rotasyon” uygulamasını asla gündeme getirmemelidir. MEB, öğretmenleri zorunlu rotasyona tabi tutmak yerine, gönüllülük ve teşvik esasına dayalı çözümler geliştirmelidir. Hiçbir eğitim emekçisi çalıştığı okuldan kendi isteği dışında koparılmamalıdır.

ÖĞRETMEN İHTİYACI ÜCRETLİ ÖĞRETMENLERLE ÇÖZÜLMEYE ÇALIŞILIYOR
Milli Eğitim Bakanlığı yeterince öğretmen ataması yapmamakta, öğretmen ihtiyacını “ücretli öğretmenler” yoluyla çözmeye çalışmaktadır. Benzer bir şekilde okullardaki yardımcı hizmetli ve memur açıkları sürmekte, bu hizmetler geçici olarak istihdam edilen personel ve taşeron işçiler tarafından yapılmaktadır. Eğitimdeki bütün kadrosuz ve güvencesiz istihdam biçimlerine son verilerek, herkes kadrolu ve güvenceli olarak çalıştırılmalıdır.

OKUL MÜDÜRLERİNİ TEK BELİRLEYEN HALİNE GELDİLER
Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmesine İlişkin Yönetmelikte belirtilen puanlama sistemi, MEB`in eğitim yöneticilerini belirlerken işi şansa bırakmak istemediğini göstermiştir. Eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde tamamı siyasal kadrolardan oluşan üst düzey yöneticilere yüzde 60, sınırlı sayıda okul bileşenlerine ise yüzde 40 puanlama imkânı verilmiştir. Öğrenci meclisi bulunmayan veya bulunmakla birlikte öğrenci meclisi başkanı değerlendirme yapabilme ehliyetine sahip olmayan öğrencilerin eğitim gördüğü kurumlarda(anaokulu, ilkokul ve zihinsel engelliler özel eğitim kurumu) ilçe milli eğitim müdürü ve şube müdürleri 100 üzerinden toplam 70 puan vermektedir. Bu durum ilçe milli eğitim ve şube müdürlerinin okul müdürlerini tek belirleyen haline getirmiştir.

PERFORMANSA GÖRE DEĞİL SİYASİ GÖRÜŞE GÖRE BELİRLENMİŞTİR
Yönetici atamaları göstermiştir ki hiçbir eğitim çalışanı iddia edildiği gibi performansına göre değil, siyasi düşüncesine göre belirlenmiştir. Bu tutum eğer karşı koymazsak; ileriki aşamalarda öğretmenlere, memurlara, hizmetlilere de uygulanacaktır.

LİYAKAT İLKESİ TEMEL ALINMALIDIR
Eğitimin bütün kademelerinde yöneticiler belirlenirken, hiç kimse siyasi görüş, kimlik, mezhep, inanç ya da sendika farklılığı nedeniyle fiilen cezalandırılmamalı, değerlendirme ölçütleri tamamen objektif ve bilimsel kriterlere dayanarak belirlenmelidir. Eğitim yöneticilerinin belirlenmesi sürecinde siyasi ya da sendikal referanslar değil, liyakat ilkesi temel alınmalıdır.

EĞİTİM-SEN’İN ÖNERİSİNİN HAKLILIĞI GÖRÜLMEKTEDİR

Eğitim Sen`in eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde hiçbir baskı ve yönlendirmeye izin verilmemesi, her okulun kendi yöneticisini, o okuldaki eğitim bileşenlerinin katılacağı demokratik seçimlerle kendisinin seçmesi yönündeki önerisinin ne kadar haklı ve doğru olduğu bugün daha iyi görülmektedir.”