Trakya Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Göksal Çidem 4 Aralık Dünya Yaban Hayatı Koruma Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yayınladı. Istranca Ormanlarının yaban hayvanları için önemli bir yaşam alanı olduğunu ifade eden Çidem, “TV haberlerinde domuzların Kırklareli’de pazara, İstanbul’da boğaza gittiğini izliyoruz. Gitmesinde ne yapsın. Sermaye dağa çıkınca, domuzlar boğaza ve pazara indi. Haberlerde ve yorumlarda insanımız hala “domuzun pazarda, boğazda ne işi var?” diye soruyor. Ne yapsın? Senin evini başına yıksalar, evinin içinde dinamitler patlasa, bahçende iş makineleri ve kamyonlar dolaşsa sen ne yapardın?” açıklamasında bulundu.

Trakya Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Göksal Çidem 4 Aralık Dünya Yaban Hayatı Koruma Günü yaptığı açıklama şu şekilde:
DOĞAL VARLIKLARA VE DOĞAL YAŞAMA HER TÜRLÜ SALDIRI DURDURULMALIDIR
“Dünya üzerindeki memeli, kuş, sürüngen, amfibi ve balık sayısı 50 yıl öncesine göre yarı yarıya azaldı. Tek bir birey bile gelecek açısından büyük önem taşıyor. İnsanların hayvanların yaşam alanlarına giderek daha çok girmesi, onlara yaşanabilecek hatta saklanabilecek alan bırakmaması ister istemez hayvanlarla insanları karşı karşıya getiriyor. Geçmiş yıllarda ve masallarda yaban hayatının insan hayatını birçok zaman tehdit ettiğini duyuyorduk. Canavarlar, ayılar kurtlar insanları yok ediyordu. Günümüzde ise insanların doğal varlıkları ve yaban hayatını nasıl tehdit ettiğini görmeye başladık.
SERMAYE DOMUZUN, SİNCABIN KARINCANIN, KURDUN, KUŞUN EVİNİ BAŞINA YIKIYOR
Sadece tehdit etmekle kalmayıp yok eden azgın bir azınlık var. Bunlar doğada ki işgal kuvvetleri. Günlük çıkarlar uğruna dünü, bugünü, geleceği ve yaban hayatını yok ediyor. Yaban hayatının varlığını sürdürmeye çalıştığı dağ, orman Istrancalar onların dünyası. Yaşam alanı. Domuzun, sincabın karıncanın, kurdun, kuşun evi. Biz ise onların evlerini başına yıkıyoruz. Bilinçsizce, acımasızca yapılan avcılık ve vahşi madencilik ile katlediyoruz. Çünkü onlar sahipsiz. Sermayesi yok. Söz hakkı yok. Seçme ve seçilme hakkı yok. Oy hakkı yok. Partileri yok. Basını yok. TV’si yok. İnsanoğlunun doymak bilmeyen aç gözlülüğü, vicdansızlığı onları güçsüz bırakıyor. Yaşam alanlarını savunacak güçleri yok.
ONLAR EZİYET ÇEKERKEN, KEYİFLE İZLEMEYE DEVAM EDİYORUZ
TV haberlerinde domuzların Kırklareli’de pazara, İstanbul’da boğaza gittiğini izliyoruz. Gitmesinde ne yapsın. Sermaye dağa çıkınca, Domuzlar boğaza ve pazara indi. Haberlerde ve yorumlarda insanımız hala “domuzun pazarda, boğazda ne işi var?” diye soruyor. Ne yapsın? Senin evini başına yıksalar, evinin içinde dinamitler patlasa, bahçende iş makineleri ve kamyonlar dolaşsa sen ne yapardın? Günlük çıkarlar uğruna yok ettiğimiz yaban hayatın mensuplarını sirklerde, akvaryumlarda ve hayvanat bahçelerinde görebiliyoruz. Ne yazık ki, onlar eziyet çekerken, keyifle izlemeye devam ediyoruz. Bir anlık empati yapalım. Biz kafeste onlar tribünde. Oldukça iç acıtıcı.
AVRUPA ISTRANCALARDA Kİ DOĞAL YAŞAMI YOK SAYDI
Bulgaristan sınırına AB mülteci göçünü önlemek için 4-5 metrelik jiletli-dikenli teller çekti. AB kendi sınırlarının güvenliği için diyor. Ancak, yaban hayvanları binlerce yıldır üremek, kış uykusuna yatmak, beslenmek, su içmek ve yaşamak için kullandıkları güzergah bir anda kapatıldı. Karşıya gidemeyenlerin feleği şaştı. Sözde insan ve hayvan haklarını savunan Avrupa Istrancalarda ki doğal yaşamı yok saydı.
YABAN HAYVANLARINI KORUMAK İNSAN OLMANIN GEREĞİDİR
AB bunu yaparken biz ne yaptık? Istrancalar tüm Palaearktik bölgenin ana kuş darboğazlarından üzerindedir. Bu nedenle, bölgede rüzgâr santralleri inşa edilmesi tüm biyocoğrafya bölgesindeki avifaunayı çok ciddi olarak etkileyerek olumsuz sonuçlar doğuracağı bilimsel raporlar ile sabit iken, onlarcası kurulan, yüzlercesi planlanan Rüzgâr Enerji Santrali var. Ne havada, ne karada yaşama şansı bırakmadığımız Dünya Yaban Hayatı Gününü kutlamaktansa, bir an önce onları korumak ve yaşatmak için gerekeni yapmak, insan olmanın gereğidir.”