Romanları anlatan film Saray’da izleyicisiyle buluşuyor

2.165 views

Yapım ve yönetmenliğini Seyit Soydan’ın yaptığı, Romanların yaşamını anlatan Ben de İnsanım (Meda Manuş İsinom) belgesel filmi Saray’da seyirciyle buluşacak. Yarın saat 14.00’de Saray Belediyesi Konferans Salonunda gerçekleşecek gösterime filmin yönetmeni Seyit Soydan’da katılacak.

Ben de İnsanım (Meda Manuş İsinom) belgesel filminin Evrensel Gazetesi’nde çıkan söyleşisi şu şekilde:

İlk belgesel filminiz. Belgeselciliğe sizi yönelten nedenler?
Çocukluğumdan beri okuyup yazmayı, resim yapıp fotoğraf çekmeyi seviyorum. Sinema merakımsa Lise yıllarında Fatih Halkevinde sinema kolunda çalışmamla başladı. Yarım kalan bu çalışmayı amatör bir hevesle sürdürdüm. Yıllardır yazmaya çalıştığım bir dönem romanı için sözlü tarih çalışması beni belgeselciliğe yöneltti. Zaman avuçlarımızın içinden kayıp gidiyor birçok yaşanmışlık insan yitimiyle tarihe karışıyor. Kazım ve Nezahat Gündoğan arkadaşlarımın Dersim Tertelesini konu alan Belgeselleri bu konuda bana ilham kaynağı oldu. Ayrıca Nejla Demirci arkadaşımın Ergene nehrinin hikayesini anlatan Gündöndü Belgeselinin Ergene İnisiyatifi olarak Trakya’nın bir çok bölgesinde gösterimini yaptık.  Belgesel doğruları eğip bükmeden bütün çıplaklığıyla anlatmakta önemli bir araç. Doğru anlatıldığında bunun nasıl güçlü bir argümana dönüştüğünü ve sistemin yalanlarını ortaya çıkardığını gördüm. Var olduğum coğrafya da korkunç bir emek sömürüsü yaşanıyor, her gün iş kazalarında insanlar ölüyor ya da kimyasal atıklar yüzünden onulmaz sanrılar yaşanıyor. Aydınlarımızın dahi okuyup yazmadığı bir dönemde bu gerçekleri Belgesel diliyle anlatmak ve bunları halkla buluşturmak önemli geliyor bana.Umutsuzluğun içinde umut yaratmak gibi bir şey. Sonuçlarını görünce ne kadar doğru bir yolda olduğunu daha iyi anlıyorsun.

İlk belgeselinizi “Bende İnsanım” romanların yaşamlarını anlatıyor. Neden ilk belgeseliniz de bu konuyu işlediniz?
Köyden İstanbul’a göçtüğümüzdebeş yaşındaydım veHacıhüsrev de tahtadan yapılmış eski bir evde kalıyorduk. İlk arkadaşlarım Roman çocuklarıydı. Feriköy mezarlığının altındaki çöplükte ateş yakıp oynuyorduk. Özgürlük tutkusu, ateş imgesi şiirlerimde hep yer almıştır. Yayınlanmış ilk şiirimin adı Çingene Ruhu idi. Romanlar benim öykülerimde de sıkça yer alır. Devrimcilik yıllarında kaçak yaşadığım dönemde onların arasında yaşamıştım. Çerkezköy’e ilk geldiğim zaman Roman mahallesinde bahçeli bir gecekondu da yaşadım. İlk belgeselimde yakından tanıdığım bu insanları anlatmak istedim.

Bu konu ile ilgili bir çok belgesel, roman, hikaye, söyleşi üretildi. Bundan dolayı işiniz çok zor. Sizin belgeselinizin diğerlerine göre özgünlüğü nedir. Anlatılmayan, işlenmeyen, eksik kalan neyi tamamlamıştır.
Dünya üzerinde anlatılmayan hiç bir şey kalmamıştır belki de, ama yine de romanlar yazılıyor bizi sinemaya sürükleyen sayısız film izliyoruz. Edebiyatta içeriğin yanında nasıl anlattığın önemlidir. Belgesel Sinemacılıkta da konuya nereden baktığın kameranın hangi açıdan çektiği önemlidir. Romanlar ketum bir toplumdur. Kolay kolay sırlarını dışarıya vermez. Görüntü Yönetmenliği de yapan bir öğretim üyesi arkadaşım ‘Biz de Roman Belgeseli çektik ama sahici olmadı.Çünkü onlar bize rol yaptılar’ dedi. Emir Kustarica ve TonyGaflitt Romanları içerden bir bakışla anlattılar. O yüzden de o filmleri çok sevip benimsedik. Ben de İnsanım (MedaManuşİsinom) Belgeselini insan hikâyeleri üzerinden anlatmaya çalıştım.Her insan bir dünyadır.  Romanların içinde yaşadıkça bu belgeseli çekmenin hiçte göründüğü kadar kolay olmadığını kavradım. Her kapı yeni bir hayata açıldı ve kadim sorunları daha iyi görmeye başladım. İnsanlık tarihinin Gacolar ve Romanlar olarak ikiye ayrıldığı günlere kadar gitti yolculuğum. Dünya vatandaşı olan ama binlerce yıldır vatansız yaşayan Romanların yazgısının dünyanın her yerinde aynı olduğunu gördüm.Ve o zaman sustum. Belgesel boyunca tek kelam etmedim. Romanlar kendi sorunlarını yaşantılarını taleplerini kendi dilleriyle anlatmalıydı. Böyle de oldu. İzleyenlerin yüreğinde bir vicdan hesaplaşmasına sebebiyet verirsem kendimi başarmış addedeceğim.

Belgeseli çekmeye ne zaman karar verdiniz? Çekimleri nasıl gerçekleştirdiniz, nerelerde çektiniz?
Belgeseli çekmeye geçen 7 Haziran seçimlerinin bitiminde karar verdim. Bir buçuk yıl boyunca yaz-kış çekimler devam etti. Yaptığımız çekimler sonucunda iyi bir arşivimiz oldu.
Arkadaşlarımız çok güzel fotoğraflar çektiler, bunlardan yapacağımız seçkiyle bir fotoğraf sergisi açmayı düşünüyoruz. Ben Belgesel de yer almayan insan öykülerini bir kitapta toplamayı düşünüyorum. Çekimleri Çerkezköy ve Saraydaki Roman mahallelerinde gerçekleştirdik.Yaşam sınırlıdır çabucak biter ama insan hikâyeleri bitmez. Biz de önümüzdeki yıllarda bu yolculuğu Trakyanın diğer şopar mahallelerinde sürdürmeyi düşünüyoruz. Çünkü bu çekimler sırasında birçok dost edindik. Bu kollektif çalışmaya omuz veren gönül veren destekleyen insanlar oldu.En önemlisi Belgesel deki anlatıcıların filme güvenmesi ve sahip çıkmasıydı. Bu bizim en büyük moral kaynağımız oldu.

Ben de İnsanım Roman Belgeseli neyi anlatmaktadır?
MedaManuşİsinom (Bende İnsanım) Belgeseli Tekirdağ’ın Çerkezköy ve Saray ilçelerinde getto halinde ilkel baraka ve çadırlarda yaşayan Romanların yaşamını anlatıyor. Belgesel boyunca zor şartlar altında yaşam mücadelesini sürdüren Roman’lar geçmişten günümüze kaybolan mesleklerini, dillerini, kültürlerini dile getirirken, toplum dışına itilmenin ve sefaletin yol açtığı sonuçları da ’yokluğun ve açlığın gözü kör olsun’ diyerek yalansız, dolansızharbice dile getirmektedir.

Belgesel altı kısa bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm Gece Yolcuları: gece yarısı at arabası ile işe çıkan; fabrikalardan, sokaklardan hurda demir, plastik toplayan gençleri, kadın ve kız çocuklarının hikâyelerini anlatmaktadır. Ayrıca suç ve suçlu kavramı, toplumun onları ‘hırsız’ diye nitelemesine yol açan etkenler tartışılmakta, olaylar ve çözüm yolları yaşanan öykülerle güçlendirilmektedir.

Üzerine haral bağlanıp hurdaların toplandığı iki ya da üç tekerlekli çek çeklereKotika denilir. Birçoğumuz sokaklarda ekmeğini çöpten çıkartan bu insanların farkına bile varmayız. İkinci bölümde cadde ve sokaklarda gün boyu hurda kâğıt, plastik toplayarak geçinmeye çalışan yaşlı ve genç Kotikacılar konuşuyor.

Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesinde on binlerce işçi çalışmaktadır. Sürekli göç alan ve büyüyen bu sanayi kentinde Romanlar işe talep fazlalığı, okuma yazma oranının düşüklüğü ve erken yaşta suçla tanışıp sabıkalı olmaları yüzünden Fabrikalar tarafından işe alınmamaktadır. İşsizlik ve evsizlik yanında bir de toplum tarafından dışlanmaktadırlar.  Belgeselin Medaçoro romisinom (Ben bir garip romanım) bölümü Romanların iş hayatından, okuldan,sokaktan nasıl dışlandığını anlatmaktadır.

Sürgünlük;yürek yangını: Sulukule’den bu yana kentsel dönüşüm adı altında rant uğruna Roman mahallelerinin birer birer ortadan kaldırılmasını ve buralardan göç ederek Çerkezköy ve Saray’a sığınan insanların evsizlik sorununu dile getirmektedir. İktidarların seçim zamanı kömür, makarna ve ev vaadiyle kandırdığı Romanlar, seçim sonrasında yıkım ve sürgünlerle karşılaşmakta, hüsrana uğramaktadır. Sürgünlük, göç olgusu Çerkezköy de yaşanan son yıkımlarla gösterilmekte ve bu toplumsal sorunun çözüm yolları irdelenmektedir.

Romanlar binlerce yıldır doğa ananın nimetleriyle ve geleneksel zanaatlarıyla ayakta kalmayı başarmıştır. Demircilik, kalaycılık, sepetçilik, süpürgecilik, bohçacılık, falcılık, ayı oynatıcılığı, cambazlık ve müzisyenlik gibi mesleklerle yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Sanayinin gelişimiyle bu mesleklerin çoğu tarihe karışmıştır. Kayıp Zamanın İzinde bölümünde kaybolan bazı mesleklerin son temsilcileri konuşmaktadır.

İlle de Roman Olsun bölümü romanların dilini, kültür ve geleneklerini, ateş kültünü, Hıdrellez kutlamalarını, düğünlerini ve yaşayan müzik kültürünü dile getirmektedir.Aslolan hayattır, bütün zorluklara rağmen yaşama dört elle sarılmak umut ve sevinci yitirmemektir. Hindistan’dan yola çıkıp dünyanın dört bir yanına dağıldıkları günden beri Romanlar doğayla uyum içinde yaşamayı sürdürmüşlerdir. Gittikleri ülkelerde dışlanmış, toplu katliamlara ve kıyımlara uğramışlardır. Günümüzde de dünyanın ötekileri durumundadırlar. Hiçbir zaman devlet ve iktidar olmak uğruna savaşmamış barış içinde bir arada eğlenip dans ederek yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Yaşar Kemal’in deyişiyle ‘ Belki de bu yüzden Romanlar insan soyunun en has temsilcileridir.’

Gösterimlere başladınız. Nasıl karşılanıyor?
Geçmişte, Okmeydanı Halk Derneğinde Güney Film’den makaralarını aldığımız filmlerin gösterimini yapardık. Belki de o günlerin anısına ilk çektiğim Belgeselin halkla buluşmasına çok önem veriyorum. Bin bir emek ve özveriyle çekilen sanat filmlerinin Sinemalarda seyirci bile bulamadığı günümüzde Sinemayı halkla buluşturmak önemlidir. İlk gösterimi geçen yıl 8 Nisan da Çerkezköy Müzisyen ve Romanlar Derneğinin bulunduğu meydanda bir kamyonun üzerine perde kurarak yaptık. Neredeyse bütün mahalleli oradaydı ve müthiş bir coşku vardı. Anlatıcıları ayakta alkışladılar.İlk acemiliğimizi atlattıktan sonra çekimlere devam ettik ve 70 dakikalık belgeseli bitirdik. Tekirdağ Romanlar Federasyonu Belgeseli sahiplendi ve Büyük Roman Buluşmasında gösterimine karar verdi. Emrah Dönmez hocamın kurgu yönetmenliğini Karagüneş grubunun müzik yapımını üstlendiği 30 dakikalık kısa sürümü hazırladık. Bu arada biz Belgeseli Çerkezköy, Saray ve Tekirdağ Aydoğdu Roman mahallesinde kahvelerde göstermeye başlamıştık. Ancak son gece Büyükşehir Belediyesi içeriğindeki bazı konuşmalar ve yıkım görüntüleri nedeniyle filmin gösterimini engelledi. Bu durum sınıfsal çelişkileri de açığa çıkarttı. Rantçı çevreler Roman gerçeğinin bütün çıplaklığıyla gösterilmesinden rahatsız oldular. Yerleşik yaşama geçmiş olan bazı Romanlar da ‘Belgeselin Fabrikalarda çalışan romanları anlatmadığını’ dile getirdiler.  Oysa çekimler öncesinde gittiğimiz bu arkadaşların hiçbirisi Belgesel de konuşmaya ‘işlerini kaybedebilecekleri’ gerekçesiyle razı olmamışlardı.

Fakat Saray Belediyesi Başkanı Nazmi Çoban Ben de İnsanım Belgeselini sahiplendiğini ve önümüzdeki günlerde Halk Kültür Merkezinde gösterim yapacağını duyurdu.
Çerkezköy Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Umut-Sen ve Giyim-Sen,Eğitim-Sen Sendikaları salonlarında film gösterimleri yapıldı. Bu dernek ve Sendikalar Belgeselin önemli bir boşluğu doldurduğunu ve sahiplendiklerini açıkladılar.

Yeni projeleriniz var mı?
İlk Belgesel çekimimizi oldukça ilkel koşullarda gerçekleştirdik. Yeterli teknik donanıma ve maddi imkâna sahip değildik. O yüzden acemiliklerimiz, çekim hatalarımız oldu. Ama iyi bir deneyim kazandık. Kolektif çalışmamıza destek olacak yeni dostlar, yeni bakış açıları edindik. Harbi Roman hikâyeleri anlatmayı sürdürmek istiyorum. Çorlu Kore, Tekirdağ Aydoğdu, Edirne Kemikçi Mahallelerinden çok daha orijinal öyküler bulup çıkarmayı, Roman tarihini, kültürünü günümüzde yaşatan insanlarla buluşmayı, kayıp ezgilere ulaşmayı düşünüyorum. Bu arada heybemde biriken öykü ve romanları yayımlamayı sürdüreceğim. İnsan hayalleri kadar yaşarmış. Hayallerimi gerçekleştirmek çok zamanımı alacak. Ne kadarını gerçekleştirebileceğimi nereden bilebilirim? Bu umutla yaşıyorum.