Hüseyin Duygu yazdı: Duvarları yıkan duvarlar

Hüseyin Duygu yazdı: Duvarları yıkan duvarlar
Yayınlama: 31.12.2023
A+
A-

Geçenlerde Kopenhag’daydım. Şehir merkezindeki bir duvarda Albert Einstein’in bir sözü ilgimi çekti. ‘Akıllı olmanın sınırı vardır, ama aptallığın sınırı asla olmaz! Nedense duvar yazıları hem ilgimi çeker hem de bu yazıları öğretici bulurum.

Gene yıllar önce bir gazetede Şili’deki ilginç bir duvar yazısını okumuştum. ‘Yaşasın Başkan Pinochet!’ Sonra da şunlar eklenmiş: ‘Ama Şili’den uzakta!’

Bilirsiniz, baskının olduğu yerde taşlar haykırır.

Halkın coplandığı, kurşunlandığı yerde duvarlar çığlık atar. Filistin’de bir duvarda şunlar yazılmış: ‘İsyancıyı öldürebilirsiniz, ama isyanı asla!’

Gene bir süre önce İstanbul’da bir duvarda şu sözler vardı: ‘Sen olduğundan büyüksün!’

Duvarların dayanıklı bir belleği var.

Bolivya’daki Santa Cruz’da iri kalın harflerle şunlar yazılı: ‘İspanyolların ırkımızı ve kültürümüzü ezdiği 1492 yılına lanet olsun.’

İtalya’da bir binanın önyüzünde şu öykü anlatılıyor: ‘8 Mart 1908’de 129 kadın New York’ta bir fabrika sahibi tarafından fabrikaya kapatıldı, çıkan yangında hepsi öldü.’

Bir başka örnek: Sardinya Adası’nda bir köydeki küçük bir barın önyüzü politik bir sanat eserine dönüşmüş. Kapının sağında Bertolt Brecht’in Hitler’le ilgili bir şiirini görüyoruz:

‘Etkiliydi bu sürüngen bir zamanlar.
İflahını kesti halk onun. Ama durun:
Zamanı değil daha zafer türkülerinin
Çıktığı delikte başkaları da var.’

Meksika’da şunları okuyorsunuz: ‘Zavallı Meksika! Tanrıdan ne kadar uzak, Amerika Birleşik Devletleri’ne ne kadar yakınsın.’

Şili de Nikaragua gibi, Hristiyan olduğu kadar sosyalisttir; bu iki görüş el eledir. Nikaragua, Papa’yı şöyle bir afişle karşıladı: ‘Tanrı ve devrime şükürler olsun ki, özgür Nikaragua’ya hoş geldiniz!’ Şili’de de kısaca şöyle yazılmış: ‘Hristiyanlığın umudu sosyalizmdir.’

İtalya’da bir şehirde bakımsız bir duvarda Kuzey Amerikalı Kızılderililerinden şu alıntı var: ‘Son ağaç kesildiğinde, son tarla yok edildiğinde, son balık tutulduğunda ancak göreceksiniz ki, para yenecek bir nesne değildir.’

Santiago’da bir duvarda Pablo Neruda’nın İspanya İç Savaşı ile ilgili şu dizeleri var:

Gelin de görün sokaklardaki kanı
Gelinde görün
akan kanı sokaklarda.
Gelinde görün kanı
sokaklarda akanı!’

Kopenhag’ın bir bölgesinde bir duvar şu gırgır soruyu sormakta: ‘Güneş ışığının arkasına saklanabilir mi insan?’ Kim bilir!

Zülfü Livaneli’nin dizelerinin de duvar konusunda diyecekleri var:

‘Kaldırın duvarları
Yıkın gitsin hepsini
Ne böyle zulüm olsun
Ne de böyle şarkılar’

Apaydınlık gün ışığıyla beslenen yeni bir yıl diliyorum.

 

Saray Haber