Özgen Erkiş: Goygoycuları değil, halkı ciddiye alıyorum

Özgen Erkiş: Goygoycuları değil, halkı ciddiye alıyorum
Yayınlama: 14.04.2023
A+
A-

Saray Belediye Başkanı Özgen Erkiş, 4 Nisan 2023 tarihi ile dolan 4 görev yılını gazetemize değerlendirdi. Omuzlarında dört yılın hem sorumluluğunu hem de ağırlığını hissettiğini söyleyen Başkan Erkiş, “Çarşı merkezinde bir kaç goygoycu başı, kendileri atıp kendileri tutuyorlar. Bunlar kamuoyunun nabzını tutabilecek insanlar değil. Ben halktaki itibarımın ne olduğunu biliyorum. Genel Merkezimizin yaptırdığı son ankette birinciliği kıl payı farkla Şarköy’e kaybettim. Bu önemli anket benim halktaki karşılığımı da açıkça ortaya koyuyor” dedi

Saray Belediye Başkanı Özgen Erkiş’in sorularımıza verdiği yanıtlar şu şekilde:

4 Nisan 2023 tarihi itibarıyla Belediye Başkanlığı görevinizin 4 yılını geride bıraktınız. Nasıl geçti 4 yıl hiç anlamadım diyor musunuz?

Demiyorum. 4 yılın nasıl geçtiğini günbegün idrak ettim. Omuzlarımda bu dört yılın hem sorumluluğu hem de ağırlığı var. Gitmeye çalıştığımız yer artık belirginleşti. Orijinallik, kendine mahsusluk bizim belediyecilik anlayışımızda artık iyiden iyiye kendisini hissettiriyor. Diğer belediyelerden oldukça farklı alanlarda çalışmalar yapıyoruz. Diğer belediyelere parmak ısırtacak uygulamalarımız var ama diğer belediyelerin işte hizmet budur diye ortaya koydukları klişeleşmiş, kalıplaşmış alanlarda da bir yapıp etmemiz yok. Buraya büyük bir bina yaptım dedirtecek uygulamalarımız yok böyle bir adanmışlığımız da yok. Oldukça sade bir o kadar da özgün bir yolda ilerliyoruz. İmardaki uygulamalarımız basitlik ve dürüstlük üzerine kurulu. Yarattığımız fark burada.  Öylesine korkunç uygulamalar kulağımıza geliyor ki ya da depremlerde karşımıza çıkıyor ki bizim basit dürüst yalın anlayışımız istemsizce açığa çıkıyor. Bazılarınca neredeyse tuhaflıkmış gibi acayiplikmiş gibi görünen uygulamalarımız ülke gerçekliğinde erdemmiş gibi karşımızda duruyor.

Yol uygulamalarında nicelikle kıyas bakımından öne geçiyoruz. Bu dönem Saray’ın en büyük yol ağını yaptık. Büyükşehir müktesebatına geçtikten sonra yol hususunda en fazla çabayı harcayan belediye biz olduk, bunu da bu dönemde yaptık. İmarda basit ve dürüst bir yaklaşım sergilediğimiz, yollarda da nicelik olarak daha fazla yol yaptığımız ortada. Fakat asıl orijinallikler sanatta, sporda, tabiatı ve doğal güzellikleri ele almamızda. İlkler ve enler açısından ölçülürse vatandaşın çevre ile bütünleşmesi konusunda en büyük farkı ortaya koyduk. Saray Belediyesi belki de Türkiye’de örnek olacak bir uygulamayı başarmak üzere. 23 Nisan’da Egemenlik Türk Milletinin, Dereler Saray Halkınındır diye bir projeyi hayata geçiriyoruz. 15 kilometrelik Galata Yürüyüş güzergahını halka açıyoruz. Bu güzergahı daha sonra da Ergene hattı izleyecek. Önümüzdeki süreçte Ergene ve Galata Derelerinin birleştiği yer ses getiren buluşmalara sahne olacak. Saray’da kültürel bir değişimi ortaya koyan bir belediyecilik anlayışı kendini daha güçlü hissettirecektir.

Geçtiğimiz günlerde Soğuksu Mevkiinde bir şiir buluşması düzenlediniz. Katılımın az olması nedeniyle ‘Özgen Erkiş kendi söyledi kendi dinledi’ şeklinde eleştiriler aldınız. Bu eleştiriye cevabınız ne olur?
Öncelikle esaslı liderler evveliyatında yalnız insanlardır. Ben dünya görüşü olarak eşitliği savunan bir insanım. Kamunun inisiyatifinin en geniş olduğu alanlarda eşitliği savunan birisiyim. O etkinliği bir ekinoks günüde hayata geçirdik. Ekinokslar benim için tabiattaki eşitlikten dem vurulacak zamanlardır. Ben doğadaki bu eşitliğin bütün Saray’a yayılmasını istiyorum. Ben Saray’ın sıradan insanların değil orijinal insanların memleketi olsun istiyorum. ‘Bizim Özgen’ ismini daha anlamlı kılacak bir sıradanlıkta ama çarpıcılıkta bir şey istiyorum. Bu nedenle bu tabiat etkinlikleri, bu yürüyüş projeleri benim en önemli projelerim. Bizim Özgen adının hakkını verir bir biçimde değişik bir şey yapmalıyım. Saray’ın derelerini, Saray’ın doğasını Saray halkına açmalıyım. Saray’ın meydanını pazarın kurulduğu alanı Saray halkına açmalıyım. Hem de öyle bir açmalıyım ki pazarcılarda o meydanı haftanın yedi günü kullanabilmeli.

Sizin için ‘Özgen Erkiş 4 yılda halkın desteğini kaybetti’ deniliyor. Ne dersiniz?
Halkın desteğini kaybettiğimi hiç düşünmüyorum. Sokağa çıktığımda o desteği görüyorum. Vatandaşlarımızın bana olan ilgisi, desteği son derece yüksek. Ben şuanda çarşıya çıksam 10-15 dakikada 100 kişiyle temas etsem, insanlar benimle birlikte yürüse, sokağın nabzını değiştirse ne olacak? Bu eleştiriler geriye mi çekilecek? Ben mistik güçleri olmayan bir insanım aynı anda iki yerde doğal olarak bulunamam. Bugünkü önceliğim az öncede dile getirdiğim projeleri vatandaşlarımızla buluşturmaktır. Bunu yapabilmek için de tek noktaya yoğunlaşmam lazım. Yoksa benim en iyi bildiğim şey sokağın nabzını tutmaktır. Özgen Erkiş, ismi ile insanları en fazla tanıyan kişidir, hikayesiyle insanları en fazla bilen siyasetçidir. İnsanlarla dertlenmek, sokağın nabzını tutmak bunlar benim bildiğim, sevdiğim hatta kurban olduğum şeylerdir. Ama bugün için işin kolayına kaçmaktır. Pek tabi son bir yılda görünür olmak adına bunları yapacağım. Bir de burada gözden kaçırılan bir şey var. Ben yüzümün bile çok fazla görünmemesine ihtimam gösteriyorum. Çünkü temsil ağırlama giderlerini orada harcamak istemiyorum. Ben niye ayda Saray’ın 50 bin lirasını billboardlarda Özgen Erkiş’in yüzü görünsün diye ayırayım. Bunu yapmayan tek belediye başkanı benim. Bu benim en büyük kıvancımdır. Aynı zamanda bu görünür olmayı riske atmaktır. Bana bütün anket uzmanları son anketlerde birincilikten ikinciliğe gerilediğimi söylüyorlar. Bunun nedeni olarak görünür olmamamı, hiçbir yerde fotoğrafımın olmamasını gösteriyorlar. Ben buna katılmıyorum. Ben bu riski alacağım. Halkın parasıyla halka kendimi daha şirin göstermek adına kendi fotoğraflarımı sağa sola astırmayacağım.

Ben önümüzdeki dönem için Saray’da sadece çarşı merkezinin adayı değilim. Çarşı merkezinde bir kaç goygoycu başı, bunlar da belli bir yerdeler zaten kontrol altında olmaları da hoşuma gidiyor, kendileri atıp kendileri tutuyorlar. Aslında bu kişilerin taraftar bulması şaşırtıcıdır. Bunlar kamuoyunun nabzını tutabilecek insanlar değil ve onlar belirleyici de değil. Ben halktaki itibarımın ne olduğunu biliyorum. Genel Merkezimizin yaptırdığı son ankette birinciliği kıl payı farkla Şarköy’e kaybettim. Olukça ciddi bir çalışmayla yapılan bu anket benim halktaki karşılığımı açıkça ortaya koyuyor. Daha önce de dediğim gibi halka popülist bir yaklaşımla gitmek benim tercihim olmadı. Ben o işi de gerektiğinde devreye sokarım. Bugüne kadar gerekli görmedim. Ben bu değirmenin suyun olağan akışıyla dönmesinin istiyorum. Yoksa sponsorlu reklamlar verirsin, her tarafı billboardlarla donatırsın,  bir hava yaratırsın. Ben bunun tam tersini yapıyorum. Gerçeklikle birlikte ayakta kalmak gerçekten zor, bugün bunu deniyorum. Her şeyi algıyla gidiyor, imajla gidiyor. Özgen Erkiş ise bütün gerçekliğiyle ortada. Bu risk almak demektir ama ben risk almayı seven bir politikacıyım. Sıra dışı bir başarı risk ve cesaret ürünüdür. Bunu göze alamazsan ehveni şer olursun en iyi ihtimalle.

Özgen Erkiş, 4 yıl boyunca hiçbir icraatta bulunmamasına karşın belediyenin borcunu 4’e mi katladı?
Sen ne yaparsan yap seni eleştirmeye odaklanmış insanların zehirli oklarından kurtulamazsın. Biz 4 yıl geçmesine karşın hala insanların hayal gücüyle yarışıyoruz. Toplumda bugüne kadar ki en yüksek oyu almış belediye başkanıyım ben. 16 üyeli Belediye Meclisinin 13’ünün bizden olmasına öncülük etmiş bir takım kaptanıyım. Bu tarihi bir rekordur ve bir daha aşılması da bir hayli zordur. Böyle bir durumda samimi insanların hayal güçleri ile kim bilir nereye dayanmıştı. Ama gerçeklik bizim belediye aldığımızdaki gerçeklik bambaşkaydı.  Bizim aldığımız borç, genel fiyatlar seviyesindeki değişiklikle bugüne güncellenirse o günden çok daha az bir borcumuz var. 35 milyon TL borçla aldım ben belediyeyi. Bu dört yılda fiyatlar genel seviyesi dört katına çıktı. Bu 140 milyon eder. Benim borcum bugün 140 milyon değil çok daha az ve kontrol edilebilir bir düzeyde.

Size yönelik bir diğer sert eleştiri de işe alımlar üzerinde yapılıyor. Saray Belediyesi’nde çalışan sayısı 400 kişiye yaklaşmış durumda. Bu sayı sizce de fazla değil mi?
Burada önceki belediye başkanıyla benim aramdaki farkı ortaya koymamız lazım. Önceki dönemden 100 kişi daha fazlayız. Burada bakılması gereken şu anda verdiğimiz hizmetlerdir. Bugün önceki dönemde olmayan Atatürk Kültür Merkezi var. Orası yepyeni işleyen bir ünite, oraya mecbur personel alacaksın. Kamucu yaklaşımımızdan dolayı halk 2-3 TL’ye çay içsin diye Bülent Ecevit Parkı’ndaki çay ocağını açık tutuyorum. Mecbur orada 8-10 kişi çalışıyor. Ben fırsat eşitliğini savunan birisiyim. Roman Mahallesinde eğitim ünitesi oluşturdum.  Mecbur 10 kişi orada çalışma yürütüyor. Saray halkı bu güzelim tabiatta yaşamanın farkına varsın diye bir dopamin ekibi kurdum, doğal alanlara müdahale inisiyatifi diye.  Mecbur orada 15-16 kişi çalışıyor. Bu ekip şuanda 40 kilometrelik bir yürüyüş yolu yapıyor. Bu hizmetlere bakıldığında belediyeye gereğinde fazla çalışan aldığımız söyleminin doğru olmadığını görüyoruz. Hatta benim halen personele ihtiyacım olduğunu söyleyebilirim.

Peki, bu işe alımlar nedeniyle yasal mevzuatı aştığınız söyleniyor. Buna ne dersiniz?
Yasa belli bir oranı aşamazsın diyor. Ben burada büyük ve mutlak bir risk almış durumdayım, Saray’a hizmet edebilmek adına. Bu bir soruşturmaya konu edilebilir mi? Yasaya göre edilebilir. Yapılanlar ortada, bunun savunmasını da yaparız. Bu anlamda da alnımız ak, ekşi yemedik ki karnımız ağrısın. Ben dünyaya baktığım ve yorumladığım yerden sonuçla böyle bir belediye başkanlığı yapıyorum. Bununla ilgili başımız ağrıyacaksa da ağrısın. Kahramanlar cesaretten uzakta barınmazlar.

Bir de liyakat meselesi var. İşe alımlara liyakate önem göstermediğiniz söyleniyor.
Liyakat eleştirisine katılmıyorum. Toplumun her kesiminden insanları aldım belediyeye. İlk kez başörtülü kardeşlerimiz çalışıyor belediyede. İlk kez Kürt kökenli kardeşlerimiz çalışıyor belediyede. Nazmi başkanın başlattığı Roman kardeşlerimizi işe alma projesini sürdürüyoruz. Pozitif ayrımcılık yaparak kadınların daha fazla iktisadi hayata katılmalarına öncülük edecek kurumlardan birisi yaptık belediyeyi. İşe almalarda Saray gibi küçük bir yerde çok insanı işin içine karıştırırsan başın çok ağrırı. Burada da inisiyatifi ben kullanıyorum. Bu inisiyatif paylaşmadığım bir alan. Şu anda toplumun her kesimine ulaşıyorum ama kendi kriterlerime göre kendimce bir adaletim var. Bunu yaparken de pek tabi ki işi ehline teslim etmeye ayrı bir önem gösteriyorum.

İş alımlar demişken, 2 bin 400 kişiyi istihdam birimiz üzerinden işe yerleştirdiğimizin de bilinmesi gerekiyor. Bu rakam Saray Belediyesi’nin halkla olan temasını, halka nasıl dokunduğunu da ortaya koymaktadır.

Gelelim Safaalan Mahallesindeki arsa satışlarına. Şimdiye kadarki satışlardan 30 milyon TL’ye yakın bir gelir elde ettiniz. Bu para personel maaşlarına mı yoksa hizmete mi gidecek?
Vahşi bir satış yapabilirdim ilk göreve geldiğimde. O ilk günlerimizde Safaalan Mahallemizdeki o alanı 14 milyona alırız diyenler olmuştu. Üstelikte tekliflerine 6 milyon TL’den başlamışlardı. Ben maaşları veremezken buna direndim. Burası böyle satılamaz dedim. Daha önceki dönemde yapıldığı gibi vahşi satış yapılamaz dedim ve kıymetlendirdim oraları. Şimdi Saray halkı en yüksek düzeyde istifade edecek o satışlardan elde edilecek gelir ile. Bu dönemde meydan projesini mutlaka başlatacağım. Oraya önemli bir para gidecektir. Yeni bir gelişme olarak Saray’a belki bir belediye binası kazandırmamız gerekecektir. Çünkü binalarımızın depremsellik bakımından etütlerini yaptırdık. Çıkan sonuca göre adım atacağız. Bunların yanında Hayvan Barınağı ile Katı Atık Getirme Merkezinin ihalelerine önümüzdeki günlerde çıkacağız. Bu iki proje ile medyan projesini yerel seçime kadar yetiştirmeyi hedefliyoruz. Bunların yanında en orijinal projelerden birisi de Spor Park. Şu an yapılmaya başlandı. Bu projenin bütün unsurlarını biz sunduk, proje bize ait. Büyükşehire bunu biz yaptırıyoruz. Tekirdağ genelinde bu orijinalliği ile Spor Park sadece Saray’da olacak.

Kapalı Spor Salonunun temeli bu dönem mutlaka atılacak. Altını çiziyorum o temel mutlaka atılacak. Spor salonu olmaksızın basketbol İkinci Ligi’nde mücadele ediyoruz biz. Bu hakikate, can yakan bir gerçekliğe meydan okumaktır, bu bir Donkişotluktur. Spor Salonunun olmadığı bir ilçede kızçelerimizin basketbol takımını kurduk. Yine kızçelerimiz spor salonu olmadan voleybol ikinci Liginde mücadele ediyor. Hal böyleyken bana bizi esaslıca yorumlayan insanlar gerekiyor. Kıyasıya eleştirseler bile önce bir kafa yoran insanlar gerekiyor. Ben insanları biraz daha düşünmeye davet ediyorum çünkü bir şeye inanmak kolaydır düşünmek daha zordur.

Bir de Mesire Alanları var. Bugüne kadar kullanılmadan yüz binlerce lira kira ödendi. Önümüzdeki süreçte Saray halkının hizmetine açılma ihtimali var mıdır?
Bahçeköy Mesire Alanında hummalı bir çalışma var. Yavaş yavaş kullanıma hazır hale getiriyoruz. Biz orada dört başı mağrur bir tesis planlıyorduk. Fakat bütçemize baktık ki bu proje bizi biraz zorlayacak ve diğer başat projelerimizi biraz geri planda bırakacak. Şuanda Bahçeköy Mesire Alanında ilk önceliğimiz temel ihtiyaçların giderildiği bir yer olması yönünde. Şu anda orada yaklaşık 100 kişiyi ağırlayabileceğimiz bir yapılanma var. Temel hizmetleri sağlayacak yapıların temelleri atılmış durumda. Kısa sürede mangalcılar için ocaklar da yapılacak. 6 Mayıs’ta hizmete girmesi planlanıyor.

Atatürk Kültür Merkezi’nde Selanik Kafe hizmete başlamışken sorayım; 15 TL’ye çorba mı olur?
Adam seni eleştirecekse çorba niye 15 TL diye eleştirir. 75 TL yaparsın niye 75 TL oldu diye eleştirir. Piyasada standart 40 TL. Sen de 40 TL yaparsın, bu defa madem lokanta gibi olacaktı niye böyle yaptın diye eleştirir. O illa laf olsun torba dolsun diye bir şey söyleyecektir. Bu goygoyun önüne geçilemez, benim de öyle bir derdim yok. Büyük çoğunlumuz orta ve alt orta sınıf ailelerin çocuklarıyız. Ben bir kafede yanımdaki bir arkadaşıma bir şey ısmarlayamayacak oluşun tedirginliğini yaşadım. Ve bugün bu toplumdaki on gençten yedisi bu durumu yaşıyor. Hal böyle olunca bu gençlerin bir kafede oturmaya ve arkadaşlarına gönül rahatlığıyla bir tost veya bir hamburger ısmarlama hakları var diyorum. Tıpkı Bülent Ecevit Parkı’nda bir emeklinin 3 TL’ye çay içmeye hak olduğu gibi. Bu çayı gene 6 TL’ye içiyorlar ama onların adına yarısını biz ödüyoruz. Bu sosyal belediyeciliğin en güzel örneğidir.

Önümüzde 14 Mayıs seçimleri var. Bir siyaset bilimci olarak Türkiye’nin önünde bir değişim uğrağı görüyor musunuz?
Türkiye’de değişimin önü çoktan açılmış. Farklı bir liderlik anlayışı var benim Genel Başkanımın hem de dünyada örnek gösterebilecek türden. O helalleşme projesi ile beş benzemez gibi görünen liderleri kendi sofrasına davet edip altılı masayı oluşturması, buna da toplumsal geleneğimizin en uygun tabiriyle Halil İbrahim Sofrası demesi takdire şayan. Sayın Genel Başkanımız siyasi hayatının son finalinde nefis bir zamanlama ile yılların siyasi tecrübesi Recep Tayyip Erdoğan‘a meydan okuyup ona karşı ayakta kalması büyük bir değişimin müjdecisidir. Bu seçimde Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile Sayın Recep Tayyip Erdoğan ilk defa yeke yek yarışacaklar. İkinci tura kalmadan bu işin biteceğini öngörüyorum. Türkiye için muhteşem bir sonuç ortaya çıkacak. Hatta Adalet ve Kalkınma Partisine gönül veren vatandaşlarımız da takdir edecekler, iyi ki böyle olmuş diyecekler.


Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Saray Haber